18 Kasım 2012 Pazar

Ben yerim, ÖSYeMez!




Uzun zaman olmuştu hayatımızın gidişatını belirleyen ağabeylerin sınavına girmeyeli. İtiraf etmeliyim ki, sınav öncesi gerekli boşlukları doğru kodlayabilir miyim telaşı sınav stresini tabir-i caizse skib bıraktı. "Soru kitapçığı üzerine kodlanan bilgilerin sorumluluğu adaya aittir-onaylıyor musunuz?", "kodladığım bilgilerin doğru oldugunu teyit eder altına imzamı atarım" gibi ösym'nin yanlış yaptın mı siki tutarsın banane lan tarzı yaklaşımı beni öylesine gerdi ki, daha bismillah deyip başlamadan tc kimlik ve soru kitapçığı numaramı ilkokul 2ye giden velet misali tek tek 5 defa kontrol ederek doldurdum cevap kağıdına.  Üstüne üstlük soru kitapçığında eksik sayfa bulunması durumunda sınavım geçersiz sayılıyormuş! Lan matbaacı ben miyim onun mesuliyetini niye bana yüklüyorsun? Tamamen akıl fukaralığı.

Adamlar sınavda şike-usulsüzlük olaylarının önüne geçmek için olayı öylesine abartmışlar ki, soru kitapçıklarının sınıfa getirilme şeklini görseniz ağzınız açık kalır. Sanırsın Mısır piramitlerinden çok gizli bir lahiti gün yüzüne çıkarıyor pezevenkler. Zaten sınava bırak kalemi silgiyi, ev anahtarını bile götüremiyorsun. Anahtarla şike yapılabilme ihtimalini de oldukça düşündüm ama işin içinden çıkamadım ya neyse. Bu arada sabah minibüsteyken farkettim ki kol saatimi çıkarmamışım. Ben de içimden nasılsa bişey olmaz hesap makineli değilki diye teselli buluyordum kendime. Girişteki görevliler atarlanırsa da "ne var kardeşim alt tarafı kol saati, hesap makinesi mi ki almıyorsunuz" diye triplere bürünüp kendimi o anda haklı çıkarmanın ve etraftaki kızlara "çocuktaki şekle gel" tarzı imaj bırakabilmenin hesabını yapıyordum. Ta ki herşey kapıdaki biçimsiz polisin "içeriye saat alamıyoruz gidin dışarıya bırakın öyle gelin" diye tersleyip "haa öyle miydi, peki abi" cevabını verene kadar olduğunu idrak edene kadarmış o zaman anladım. Yalnız başıma gelmişim, etrafımda saat emanet edebileceğim tipi düzgün bi tane eleman yok. Bırak saati adamın donunu alıyorlarken hele bu devirde durum oldukça vahimdi. Ben de fakülte binasının arkasını dolaşıp yapraklarla dolu bir toprağa saati soteledim. Sınıfa girene kadar da bildiğim bütün duaları okudum çakalın biri hacılamaz inşallah diye.. Sınav öncesi uğraştığımız şeylere bak. 

Bu arada o kadar yazdık ama bahsetmemişiz. KPDS idi girdiğim sınav. Farkettim ki gerçekten biraz üzerinde durulsa yapılmayacak sınav değilmiş. İlk defa girdim, ortamı bi soludum. Puan ne olursa olsun önemli olan yarışmaktı benim için. Sınav öncesi 80 soruya 180dk. süre vermelerini "ahahaa salaklara bak hayvan gibi zaman vermişler bi de" diye götümle gülerken, 180. dakikada son 5 soruyu yetiştiremediğimden dolayı sallamasyon yapmam haricinde bir sıkıntı yoktu. Ota boka gülmemek gerekiyormuş bir kez daha anladık böylece.










4 yorum:

  1. o polisin şekline köpek çövdürsün, sendeki şekil kimde var? bi de böyle dalga dubara post attığına göre saat kolunda şu an.

    YanıtlaSil
  2. çalınsaydı o polisin çükünü yakardım.

    YanıtlaSil
  3. Osym sinavlarinin oldugu gunlerde okul etraflarinda kaziya girissen sinav bitmeden iyi ganimet cikar..hem zaten yolda buldun yani yada toprakta calmisda sayilmazsin ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. nasılsa topraktan gelip toprağa gitmeycek miyiz.. öyleyse topraktan (Ç)alınan her şey mübahtır.

      Sil