Seviyemiz değişken, beynimizi burnumuzdan çıkarabiliyoruz ve her iki ayağını etkili kullanan şahıslarız!
12 Kasım 2012 Pazartesi
Beşiktaş seninle ölmeye geldik
İnönü stadı gerçekten lokalizasyon olarak müthiş bir yerde. Taraftarlar bu konuda ne kadar şanslı olduğunu bilmeli. 18:10'da Bostancı'da evdeydim, 19:10'da tribündeydim. Alışmışım tabi bir maç için haftalar öncesinden senaryolar yazmaya, hesap kitap yapmaya, çok lüks geldi son dakikada eurtsheykır'ın kardeşi sayesinde stada girmek. Hiç kısmet olmamıştı, İnönü'yü de görmüş oldum. Hem de çok sevimli ve hoş bir aile ile tanıştım. Bir aile 400km öteden takımın maçına geliyor formaları giyip. 5 sene önceki bana hayal kur desen böyle bir aileye sahip olmak belki de en üstteki hayalim olurdu. Benim düşüncelerimin değişmesi bile, tablonun gözümdeki güzelliğine gölge düşüremedi.
Viggo Mortensen, Beşitaş'ta kaldığı otelden stadı görüp can sıkıntısından yürüyerek 3 haftadır Beşiktaş maçına geliyormuş. Hem de öyle bireysel, kapalının ortasına giriyormuş. Helal. Tribünü seven adamı her zaman kan çeker zaten.
Maç keyifliydi. Sevmediğim Bursa'ya yönelik tezahüratlar yapmak hoştu. Keşke deplasman tribünü de olsa demeden geçemeyeceğim. Mevzu derin ama hem güvenlik önlemi alamayacağını kabul eden valilik, hem de tribün teröristlerine laneti buradan yolluyorum.
Maç çıkışı Dolmabahçe'den Gayrettepe'ye yürüyüş, mp3 çalar ile telepatik iletişim sayesinde doğru yerde, doğru zamanda yüzlerce parça içinden rastgele çalan doğru parçalar ile mod değişiklikleri...
Aylar önce, bir hafta boyunca her gün o Barbaros yokuşundan inip çıkmıştım çok garip duygularla. Yine o çıkışların birinde aldığım telefonun hayatımda yarattığı etki halen devam ediyor. Duygunun tarifi zor, beni nereye sürüklediği bir tez konusu, ileride "vay ulan" deme ihtimali çok, duyguyu anlatmaya kalksam ortaya çıkacak kompozisyonla makara yapacak olan ilk ben olurum, sonra da şu katkı adamları. Ama yazarım bir gün inşallah. "O sular da bi temizlenmedi ki be amk."
E sen Galatasaraylı'sın bu başlık nedir aga? diyen olur. Olm bi dost kazandım maçta. Barkın. Beşiktaş gol atınca omzuma çıktı. Gollerin devamı geldikçe orada kalsın istedik. Ama bacağı uyuştu, totem bir yere kadar, inmek zorunda kaldı. Bense yine de Beşiktaş yensin istedim. Barkın, biletini bana verip babasının kucağında girdiği için değil ulan, dünya tatlısı çocuğun, o kadar mesafe gelip tribünde tezahürat yaptıktan sonra yaşayacağı galibiyet sevinci o an diğer şeyleri önemsizleştirdiği için!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Buna sadece "beğen" yapilir yorum yapmak istemiyorum.
YanıtlaSilkeyif aldım okurken. İlk postu görürken lan bu adam Lord of the Rings'teki Aragorn değil mi demedim değil hani. Helal olsun. Bu arada İnönü'nün lokalizasyonu bence de efsane. Herhalde dünyada çok az takıma, belki de hiçbirisine kısmet olamayacak bir bölgede konuşlanmış. Az unutmam maç çıkışları trafiğin tıkanıp kalıp da Taksim'e 2saatte gidebildiğim zamanları. Son bir şey daha, herhalde şu dünyaya Galatasaraylı olarak gelmeseydim bjk'li olurdum. Bu da samimi bir itiraf olsun. Postu okumak keyifliydi. Parmaklarına sağlık.
YanıtlaSilduygulandım...valla ben de yorum yapıp yazının büyüsünü bozmak istemiyorum...bu postu hayatım boyunca saklayacağım...ama o telefonun detaylarını alıcaz birgün umarım...yoksa sadece yüzümün üst çeyreğini çekip gönderirim yine...
YanıtlaSil